Sepetinizde ürün bulunmamaktadır



Yapılan araştırmalara göre nar ve nar kabuğunun birçok faydası vardır.Nar’ın tepesindeki taç bazı botanikçiler tarafından meyvelerin kralı olduğuna işaret sayılmıştır. Nar dış kabuk, iç zar ve çekirdeklerden oluşmaktadır.Nar suyu damar sağlığı açısından vazgeçilmezdir.Damar tıkanıklıklarını geriletir.Tansiyon düşürücü etkisi meşhurdur.Sadece nar suyu ile yetinmemeli narı yiyerek de tüketmelidir.Narın içindeki zar mide ülserine çok iyi gelmektedir.


Nar, kalp sağlığını korumakta önemli bir meyvedir. Zengin bir C vitamin deposudur.Cildi gençleştirir.Sindirim sistemini rahatlatır. Öksürüğe, nezle ve gribal enfeksiyona karşı iyi gelir. Kemikleri kuvvetlendirir. Hemoroit rahatsızlığında kullanılır. Diş sağlığını destekler.Kolesterol ve şekeri dengelemede iyidir. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kanser hücrelerinin gelişmesini büyük oranda engeller.
Nar Kabuğu
Evet nar suyu sağlığımız için ilaç gibi faydalıdır. Ancak nar kabuğu da en az suyu kadar değerlidir. Nar kabuğundaki ellagik asit hemen tüm kanser türlerini önleyici ve iyileştirici özellik taşımaktadır. Nar kabuğunda flavanoitler, fenolik bileşikler ve antioksidanlar çok fazladır. Bütün bu özellikler sebebiyle nar kabuğu narın en değerli kısmı sayılmaya başlanmıştır. Bazı ülkelerde nar kabuğundan elde edilen ellagik asidin 1 gr. 83 Euro’dan satıldığı söylenir. O halde (100 gram kaynamış suya, 2 gram nar kabuğu) katarak nar kabuğu çayı da içilebilir. Nar kabuklarını çöpe atmayıp değerlendirdiğimizde sağlığımızla ilgili bu kabuklardan yararlanabiliriz.
Nar kabuğu ve diş sağlığımız
Nar kabuğundaki ellagic asit, flavanoid ve fenolik antioksidanlar nasıl ki meyveyi mantar, parazit vb. gibi dış etkenlere karşı koruyan bir kalkan ise aynı etkiyi kemik sağlığını desteklemede, diş sağlığını desteklemede, ağızdaki bakterileri önlemede antibakteriyel özellik de göstermektedir.


Karanfil ağacının çiçek tomurcuklarından elde edilen, baharatı koyu renkli ama bir o kadar sert ve görünümü de odunumsu bir bitkidir. Kurutulmuş ve kahverengi bir yapısı vardır. Karanfil hem ilaç yapımında hem mutfaklarda hem dışarıdan ağızda çiğnenerek tüketilebilen tadı acı ve kekremsi bir bitki tohumudur. Bugün dünyanın her yerinde bilinen ve kullanılan karanfil, esasında Endonezya, Hindistan, Pakistan gibi Asya ülkelerinde bilinen bir bitkiydi. Hatta Endonezya'daki Maluku adalarına has bir bitki idi. Karanfil yıllar yılı bu ülkelerde aroma verici hoş kokulu bir ürün olarak kullanılmaktaydı. 12. Yüzyıldan itibaren ipek yoluyla Avrupa’ya ve oradan dünyaya ulaşmaya başladı.
Kullanıldığı yerler
Karanfil çok eski çağlardan beri baharat olarak kullanılmaktaydı. Eskiden saraylarda konuşacak kimseler, nefesleri güzel koksun diye ağızlarına karanfil alırlardı. Karanfil Tıpta, diş hekimliğinde, diş tedavisinde ağrı kesici ve antiseptik olarak kullanılır. Gaz söktürücü bir etkisi de vardır. Diş macunlarının içinde karanfil olması çok önemsenir. Pasta ve şekercilikte, parfümeride ve sabun sanayiinde de kullanılır. Karanfile koku ve lezzetini veren “eugenol” adındaki bir uçucu yağdır. Kurutulmuş tomurcuklar ezilip subuharı distilasyonuna tâbi tutulursa % 14-20 kadar karanfil esansı denilen uçucu yağ elde edilir. Bu uçucu yağda % 80-90 kadar eugenol ve %3 kadar da asetil eugenol bulunur. Eugenol, hoş kokulu, kuvvetli antiseptik ve analjezik bir maddedir.
Karanfilin faydaları nelerdir?
Halk arasında daha çok ağız kokusunu giderici etkisiyle bilinen karanfilin vücuda faydaları o kadar çoktur ki saymakla bitmez. Başta sindirim sistemine yardımcı olması, karaciğeri koruması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi, şeker hastalığını kontrol etmedeki etkisi, vücutta kemik yoğunluğunu ve kemik minerallerini korumaya katkısı gibi birçok faydası vardır. Bununla birlikte güçlü bir aromaya sahip olan karanfilin içeriğinde A, K, E ve B6 vitaminleri bulunur. Yine Omega 3 ile Omega 6 bulundurur. Güçlü bir kalsiyum, potasyum, sodyum, manganez deposudur.
Karanfil ile vücut daha iyi sindirime kavuşur. Gaz gidermede etkili bir bitkidir. Karanfil ile vücut antibakteriyel bir potansiyele kavuşur ve vücuda zararlı patojenler yok edilir. Karaciğerin en büyük destekçisidir. Karanfil ekstraktları bir şekilde insülini taklit ederek kan şekeri düzeyini kontrol etmede yardımcı olur. Osteoporoz durumunda kemik yoğunluğunu ve kemik mineral içeriğini korur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Sinüzit ve soğuk algınlığına iyi gelir. Anti-inflamatuar ve ağrı kesici özelliği vardır. Afrodizyak etkisi olan karanfil baş ağrısı tedavisinde de önerilen ender bitkilerdendir.


Karanfilin tüketimi tamamen size bağlıdır. İster çay demlerken içine karanfil atabilirsiniz. İsterseniz öz suyunu alıp cilde ve saça uygulayabilirsiniz. İsterseniz aşure gibi tatlılarda süsü ve kokusundan faydalanabilirsiniz. İsterseniz tarçınla bir araya getirip karışım yaparak içebilirsiniz. Elbette sade olarak çiğneyerek de tüketebilirsiniz.
Karanfilin ağız ve diş sağlığına etkisi
Karanfil ağız ve diş sağlığı açısından da önemli bir bitkidir. Karanfil tomurcuğu çeşitli ağız hastalıklarına sebep olan ağız patojenlerinin büyümesini engeller. Ağrı kesici özelliğinden dolayı diş ağrısı için kullanılır. Özellikle karanfil yağı diş ağrısında çok etkilidir. Antiseptik özelliği olduğu için diş bakımında da bitkisel olarak ilk akla gelen doğal ürünlerdendir. Gerçekten de karanfil tam bir ağız kokusu gidericidir. Karanfil çiğnendiğinde diş ağrısıyla birlikte baş ağrısı da gider. Ağız ve boğazdaki enfeksiyonlara engel olur. Sinir sistemini teskin eder… Yatıştırıcı özelliği vardır. Yorgunluk ve halsizliğe de iyi gelir.


Gül, yıllar yılı aşkın ve sevginin sembolü olmuştur. Sanattan edebiyata şairlerin mısralarını ressamların tablolarını süslediği gibi tıp ve kimya uzmanlarının da en aradığı aromalardan biri olmuştur. Gülün kullanıldığı o kadar çok geniş alan vardır ki… Gülün yağı aromaterapide regl dönemindeki birçok sıkıntıdan menopoza kadar, kişisel bakımda cilt güzelliğinde; sağlıkta kalp ve damar sağlığında kullanıldığı gibi, ruhsal bakımdan da bedene dinginlik kazandırır. Gülyağı özü insanı sakinleştirir. Vücuda zindelik ve enerji verir. Bir litre kadar gülyağı dört ton kadar gül yaprağından elde edilir. Ve gül yağı aromaterapide evrensel titreşimi en fazla olan bir esanstır.
Gülyağının faydaları
Gülyağı ile masaj bedeni kirden ve yağdan temizler, cilde gençlik kazandırır. Vücutta oluşan bazı alerjik lekelerin ve kızarıklıkların giderilmesini sağlar. Alerjik cilt sorunları, egzama ve açık yaralarda tedavi edici rolü vardır. Bir bardak suya bir tatlı kaşığı gülyağı karıştırarak elde edilen mayiden gargara yapıldığında ağızdaki bakterileri yok ettiği gibi ağız kokusunu da giderir. Doğal bir antiseptik özelliğe sahiptir. Nefes açıcı ve ferahlatıcı özelliği vardır. Gülyağı masajı kas ağrılarına, kasılmalara, mide ve bağırsak sorunlarına iyi gelir. Gülyağı bulunan suyla duş almak stres ve depresyona iyi gelir. Gülyağı bedene huzur verir, şakaklara yapılan gülyağı masajı baş ağrılarını hafifletir. Su dolu bir kâseye birkaç damla gülyağı damlatıp odaya bırakıldığında ortama ferahlık verir. Gülyağı kullanmadan önce hekiminizden yardım ve öneri almanız tavsiye edilir.


İyi bir nemlendiricidir. Tonik ve merhem şeklinde uygulanabilir. Cildi yumuşatır, nemlendirir ve anti bakteriyel özelliği sebebiyle korur. Saçları besler ve güçlendirir. Diş eti ve diş sağlığını korur. Ağız kokusunu giderir. Ağız içinde dişte ve diş etlerinde oluşan aft gibi iltihaplı yaraların giderilmesinde etkilidir. Güzel kokusuyla zihinsel ve ruhsal açıdan ferahlık verir.
Gülsuyu diş sağlığı
Gülsuyu ağız ve diş ağrılarını hafifletir. Ağızda oluşan bakterileri gidermede etkilidir. Ağız kokusunu önlemede vazgeçilmez önceliklidir.


Sıcak ve ılıman bölgelerin birçok alanda kullanılan otsu bitkisidir. Altı yüz çeşidi olduğu bilinmektedir. Çiçekleri başak veya salkım şeklinde bir araya toplanmıştır. Yaprakları birleşik bir sap üzerindedir. Baklagiller familyasındandır. Yeşil yapraklı ve dikenli ağaççıktır.
Avusturalya öncelikli olmak üzere yarı tropikal iklime sahip bölgelerde kendiliğinden yetişir. Çiçekleri sarı, beyaz, kırmızı renklerde olabilir. Çiçeklerinin çok hoş ve güzel kokusu vardır. Çiçeklerin içinde uçucu yağ olduğundan parfümeri sanayiinde kullanılır. Hatta güzel görünüşü ve kokusu nedeniyle süs ağacı olarak da dikilir. Ama çok önemli bir özellik olarak tanen bakımından çok zengindir. Tanen nedir? Birçok gıdada doğal olarak bulunan; proteinlerin bağlanması ve çökelmesinden sorumlu acımsı, suda çözünür bitki polifenolleridir. Acımsı ve buruk tatları aynı zamanda bünyeye yapılan saldırıları önlemek, parazitlere karşı korunmak için bitkiler tarafından ortaya çıkartılan bir savunma mekanizmasıdır.
Dokusu sıkı ve sağlamdır Aslında akasya sert bir ağaçtır. Dokusu sıkı ve sağlamdır. Vurulmaya ve sürtünmeye karşı dirençlidir. Böcekler ve mikroorganizmalar tarafından kolayca yıkılamaz. Rendelendiğinde düzgün ve parlak bir yüzey verir. Yağlı olduğu için özellikle su boyaları ile zor boyanır. Buna rağmen çiçekleri güzel kokulu olup bitkisel tedavide kullanılır. Ülkemizde özellikle sahil kentlerinde İstanbul’da da Adalardaki bahçelerde görülmekle birlikte bütün sahil bölgelerinde bulunur. İlkbahar yaklaştığında çiçek pazarlarında akasya diye değil mimoza diye satılır. Akasya ağcının çiçeği kokulu şurup ve kolonya ve parfüm yapımında da kullanılır.Parfümeriyle birlikte kokulu şurup ve kolonya yapımında da kullanılan çiçekleri tam bir şifa kaynağıdır. Kuru akasya yaprağı kaynatılıp içildiğinde soğuk algınlığına iyi gelir. Nefes darlığına, astım şikâyetine iyi gelir. Mizaç olarak safrayı artırır. Anti bakteriyel özelliği sebebiyle mikrop öldürücü özelliği vardır.
Kullanıldığı yerler:
Çok çeşidi olan akasya bitkisinin kullanım alanları da bir hayli fazladır. Bunlardan biri de çiçeklerindeki özel kokusu sebebiyle elde edilen esans ile parfümeride kullanılmasıdır.
Akasya özü:
Ağacın odun kısımlarının suda kaynatılmasıyla elde edilen sıvıya ağaç özü denir. Bu öz elde edildiğinde acıdır ama sonra tatlılaşır. Diş tozlarının ve diş sularının yapımında kullanılır. Akasya özü,% 60 - 65 oranında yoğunlaşmış tanen içerir. Zengin lif içerdiği için sindirim sistemini düzenler. Diş macununa ilave edilerek özellikle diş eti kanamasını, iltihaplanmasını önlemek gibi birçok diş eti sorununda etkili olur. Dişin sağlıklı ve hijyen olmasını sağlar. Çocuklar bu güzel tadı çok sever.


Kakule Türkiye’de yetişmeyen bir bitkidir. Anavatanı Batı ve Güney Hindistan, Güneydoğu Asya’nın sıcak,naneye benzer keskin bir kokusu vardır. İçeriğinde A, C vitaminleri vardır. Bununla birlikte sodyum, potasyum, kalsiyum, demir, manganez, fosfor gibi maddeler de vardır. Kakule tohum yağı geleneksel tıpta yüzyıllardır kullanılmaktadır.
Kâküle ağız sağlığımızdaki önemi
Kakule içindeki hoş kokulu etken maddeler sebebiyle ağız kokusunu giderir ve tedavi eder. Kakule, ağız içi enfeksiyonu azaltarak dişlerin çürümesini engeller..Kakule ağız kokusunu giderir. Kakule yendikten sonra ağızdaki tükürükte bakteri sayısının %50 azaldığı gözlemlenmiştir. Kâküle anti bakteriyel özelliğe sahiptir. Vücuttaki gizli enfeksiyonları tedavi etme özelliğine sahiptir. Kakule uçucu yağları sebebiyle birçok bakteri çeşidiyle mücadele gücüne sahiptir. Uçucu yağlar özellikle mantar enfeksiyonlarına karşı, gıda zehirlenmelerine karşı ve mide rahatsızlıklarına karşı faydalıdır. İçerdiği fosfor sebebiyle mide asidini düzenler. Kakule iyi bir iştah açıcıdır. Sindirim sonrası mide ve bağırsaklarda oluşan gazı giderir. Midede gastrit ve ülser dâhil sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi gelir. Kakule insandaki kaygı ve endişe gibi psikolojik sorunlarda da ilk akla gelen bitkidir. İçindeki sodyum potasyum kalsiyum kas ve kemiklerdeki yaşlanmayı önlemede etkilidir. Mevsim geçişlerinde üst solunum yollarında boğaz ağrısı ve iltihaplanmalara iyi gelir. Kan şekerini dengeleyici özelliği vardır. Kakule iyi bir diüretik yani idrar söktürücüdür. Kakule iyi bir tansiyon düşürücüdür. Kakule bağışıklık sistemine yardımcı olur. Kronik hastalıklara karşı vücudu dirençli ve güçlü kılar. Kandaki yararlı hücreleri dengeleyerek yüksek tansiyon riskini azaltır. Kakule damarların tıkanmalarına ve kalp rahatsızlıklarına iyi gelir. Tohumu öğütülüp toz halinde değerlendirildiğinde kan şekeri düzeyini dengeler. Kaygı, depresyon, panik atak ve stres gibi rahatsızlıklarda vücudu rahatlatır. Bütün unlu mamullerde ve tat vermek amaçlı hemen her alanda kullanılır. Baharat kullanımında önerilen doz için uzman hekimimize müracaat edilmesi rica olunur.


Kekik dünya çapında tanınan bilinen bir baharat türüdür. Türkiye’de de Anadolu, Trakya’da yetişir. Yol kenarlarında kurak bölgelerde, bilhassa dağlık yerlerde çok rastlanır.
Kekik ve sağlığımız
Kekik insan sağlığı için birçok yönden faydalıdır. Bunlardan bazıları şöyledir: Kekik kolon kanseri başta olmak üzere birçok kanser tehlikesine karşı vücudu korur. Kekik bayanlarda daha çok olmak üzere meme kanserine yönelik olarak da koruyucu özelliğe sahiptir. Kekik birçok deri ve cilt hastalığının tedavisinde çok etkilidir. Kekik ve suyu bronşları rahatlatarak nefes almayı kolaylaştırır.Kekik astım hastalarına çok iyi gelmektedir. Kekik ve suyu saçların dökülmesini durdurmada oldukça etkilidir. Kekik de diğer birçok baharat gibi iyi bir antioksidandır. Bir bardak sıcak suda bir tutam kekik demlenip içildiğinde öksürük, göğüs ağrıları, bronşit ve solunum yollu rahatsızlıklarına iyi gelir. Bir tutam kekikte vücudun günlük demir ihtiyacının % 20’si mevcuttur. Demir eksikliği insanda anemi ve yorgunluğa sebep olur. Bağışıklık sistemi zayıflar. Kekik iyi bir K vitamini deposudur. K vitamini kemik sağlığımız için çok önemlidir. İyi bir antioksidan olan kekikte, bol miktarda potasyum, manganez ve demir bulunur. Kekik kalp sağlığı için çok faydalıdır. Kan akışını hızlandırır, Kırmızı kan hücrelerini yeniler. Kekikte bulunan B-6 vitamini beyindeki GABA (Gama Amino Bütirik Asid) düzeyini dengeler. Kekik beyin hücrelerinin sağlıklı çalışmasını sağlayıp, Alzheimer rahatsızlığına karşı zihni koruyucu özelliğe sahiptir. Soğuk algınlığında meydana gelen öksürük kekik çayı ile yatıştırılabilir. Kekik iyi bir balgam söktürücüdür. Kekik aynı zamanda iyi bir hazmettiricidir. Bağırsaklarda gaz, şişkinlik ve olası kramplara karşı koruyucudur. Kekik vücudu zindeleştirir. Bedensel ve zihinsel yorgunluğu giderir.
Kekik ve ağız sağlığımız
Kekik diş eti çekilmesini büyük ölçüde önlemektedir. Diş sağlığı için adeta şifa deposudur. Bir kekik kürü, sıvı halde gargara şeklinde ya da fırçalama yöntemiyle uygulanabilmektedir. Kekikte anti-bakteriyel bir etki olduğu için diş eti iltihabını engeller. Böylece diş eti çekilmesinin önüne geçer.


Bu Sanal Mağazada Elektronik Ticaret için ProjeSoft E-Ticaret yazılımı kullanılmaktadır.